Bugun, Soho, Nolita, Little Italy ve China Town'u gezmek istiyoruz. Hepsi birbirine cok yakin.
Once yine yapilacaklar listemizdeki Jack Torres ( www.mrchocolate.com ) cikolata fabrikasini arayip buluyoruz. Dogrudan uretim alaniyla ic ice bir magaza. Nasil yapildigini gorerek satin aliyorsun.
Badem, limon ve ahududulu cikolatalardan aldik ve cook begendik, kotu kahvaltinin ustune cok iyi geldi.
İlk olarak Soho'yu gezdik. Dunya markalari ve unlu tasarimcilarin magazalarindan ibaret olan oldukca cici 4-5 sokaktan ibaret bir mahalle. Bi kac magazaya girip ciktik. Klasik marka fiyatlari. Girdigimiz magazalarindan birinde, Satis Danismani bir bayan bize bir harita verdi ve Soho'dansa Nolita'da dolasmamizi tavsiye etti. Haritada yerini gosterdigi Nolita'da daha guzel magazalar oldugundan ve oradaki herseyin tek oldugundan bahsetti. Soho'yu bitirip Nolita'nin yolunu tuttuk. Bu arada Nolita, Little Italy bolgesinin kuzeyinde yer aldigi icin North Little Italy kelimelerinden turetilmis.
Nolita'da 2-3 sokaktan ibaret kucuk bir mahalle. Evet magazalar daha butik ve daha uniqe ama fiyatlar yine cok pahali:))
Dolasirken cok yoruldugumuz icin oturup dinlenmek ve bira icmek istiyoruz. Ama hep magaza hep magaza, hic bir cafe veya bar yok. Aradikca daha da yoruluyoruz. Haritadan buldugumuz barlardan biri tiklim tiklimdi, yer olmadigi icin giremedik, digeri de henuz acik degilmis:( Yuru yuru ara sokakta nihayet bi yer bulduk. Crosby st ile Lafayette st arasinda "Bleecker Street" isimli kucuk bir bar. Kocam hizlica siparisleri verip tuvalete gidiyor. Bense etraftaki tipleri inceliyorum. İlerleyen gunlerde sehirle ve insanlarla ilgili gozlemlerimi de ayrica yazacagim.
Ben de bira icip kocama eslik ediyorum :)
Uzunca bir sure oturduktan sonra Little Italy'ye gitmek uzere bardan ayriliyoruz.
Little Italy'nin bittigi noktada buram buram China Town basliyor. Etrafta binlerce Cin'li var. İste burada gercekten Cin'deymissin gibi hissediyorsun:))
China Town'da yine bloglardan ogrendigim bir dondurmaci dukkanini ariyoruz. Jack Torres cikolata fabrikasini da China Town'daki dondurma dukkanini da www.loplopculer.com adresinden ogrenmistim. Mango, Lychee ve cilekli olmak uzere uc top sectim. Ne maras dondurma gibi cok yogun, ne de Italyan dondurmalari gibi cok kremali. Tam ikisinin ortasinda ve cok lezzetli bir tat.
3 top cok fazla olmus ikimiz bitiremedik.
Aslinda acikmaya basladik ama Cin yemegine ikimizde sicak bakmadigimiz icin burayi dolastiktan sonra Italyan mahallesine geri donup orda yemeye karar veriyoruz.
Italyan restoraninda, peynirle ilgili sorun yasamadan, ustelik de bu kadar lezzetli bir bolognese yemek iyi geldi. Kocam da pizzasini cok begenince bu restoran bizden tam not aldi. Adindan emin degilim disarda sadece "Ristorante" iceride de "Italian Food Center" yaziliydi.
Saat 16:30 oldu. Yemek sirasinda yeterince dinlendigimize gore yola devam. Saat 20:00'de Broadway'de olmak disinda bir isimiz olmadigina gore araya baska birsey sikistirabiliriz:)) Haritayi actik ve yine forumlarda hep bahsi gecen Century 21 isimli outletin yerini bulduk. Bilin bakalim bu kimin fikriydi? Cok pahali butiklerde hayal kirikligi yasayinca kocam beni kirmak istemedi.
Hic bir beklentim olmadan hatta kotu on yargilarla gidiyordum. Cunku yine bloglarda sehir icindeki outletlerin hep karmakarisik oldugu ve insanlarin biseylere eseleyip ulastigi yaziliydi. Epey bi yurudukten sonra nihayet ulastik. Tam soylendigi gibi bir yer cikti. Hic hoslanmadim ve yarim saat icinde Ozgur'e cikmayi teklif ettim. Century 21 macerasi belki kotuydu ama oraya ulasmaya calisirken yol uzerinde gordugumuz yerler cok guzeldi. Courtland sokagi ararken ismine ragmen gittigimiz yerde mahkemeler de olacagini dusunmemistim. Filmlerde hep gordugumuz Amerikan Adalet Sarayi (Asagidaki fotoyu gorunce siz de hatirlayacaksiniz, hep mahkeme sonrasi bu merdivenlerde, gazeteciler esas kisiyi yakalayip soru sorarlar) Devlet Mahkemesi ve Aile Mahkemeleri vs vardi.
Saat 18:00'di ve artik bir adim atacak dahi halimiz kalmamisti. Ben de, illa her yere yuruyelim sehrin havasini koklayalim takintimi birakmak zorunda kaldim. Ozgur'un zafer ani! Nihayet NYC'de metro kullanmaya karar verdik. Elimizdeki haritada metro bilgisi de vardi ve kisa surede metro olayini cozduk ve otelimizin bir alt sokagindaki durakta indik. Metroyu sevdim. Cok ilginc tipler gorduk ve atmosferi cok hosumuza gitti.
Otele dogru yururken T-Mobile magazasi gorduk ve hemen iceri daldik. Sinirsiz internet, sinirsiz Turkiye sabit telefonla konusma ve sinirsiza yakin Amerika'da konusmayi kapsayan bir aylik bir hat aldik. Hayatimiz kolaylasmaya basladi..
Otele girip hazirlanip cikmamiz 40 dakikayi bulunca gec kaliyoruz diye Broadway'e taksiyle gitmeye karar verdik. Taksi soforuyle trafik derdiyle baslayip, sandy kasirgasi, Turkiye, muslumanlik konulu geyikleri 15 dakikaya sigdirdik. Endonezyali ve muslumanmis. 44. Caddeye geldigimizde bizi upuzun bir sira bekliyordu. Siradaki herkes biletliydi ve girmek icin sira bekliyordu.
(Not: Bundan sonraki fotolar yeni
iphone'umdan :) Bakalim goruntu kalitesini farkedebilecek misiniz? )
"Phantom of the Opera" cok hayal ettigimiz gibi cikmadi ama olsun onemli bir klasigi de gormus olduk. Oyunun sergilendigi Majestik Theatre'i cok sevdik.
Biraz evvel tiyatroyu cok sevdik demistim ya, bi sey daha eklemem lazim. Dekorasyonu cok guzel olan bu tiyatroda neredeyse donuyorduk.
Tiyatrodan ciktigimizda, donmus, yorgun, uykusuz, sefil bi haldeydik:))
Otele gitmeden once aciktigimizi farkedip onumuze cikan ilk yerde burger yedik. Hic bu kadar iyi bir burgerle karsilasacagimizi tahmin etmiyorduk. Kesinlikle ilk tavsiye edecegim yerlerden biri diyebilirim. Smokey Burger Organic
www.smokeyburger.organic.com Burda foto yok cunku yorgunluktan kafamiz calismiyordu:)
Garson kiz Rus'tu ve bizim Turk olmamiza sasirdi. Ozgur'e evet sen Turk'e benziyorsun ama esiniz hic benzemiyor, Fransiz oldugunu dusunmustum dedi. Sonrasinda geyigini yapacagimiz yeni malzememizle metronun yolunu tuttuk. Sunu soyleyebilirim yattigimiz yeri kesinlikle begendik.

















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder