28 Ağustos 2013 Çarşamba

San Diego'da 1. gun 27/08/2013

Gece 02:00 civarinda Vegastan ayrilip, navigasyonumuza San Diego'daki otelimizin adresini giriyoruz. Navigasyona gore tam 4,5 saat yolumuz var. Ozgur, uykusunun gelecegini ongordugu icin bana biraz uyumami tavsiye ediyor. Boylece o yoruldugunda ben devralacagim. 3 gibi uyumayi basariyorum ama ara ara uyanip Ozgur'e bakiyorum, cunku biraz tedirginim. Birlikte cok uzun yol deneyimimiz oldu, araliksiz uyuyup Ozgur'u 7-8 saat yalniz biraktigim yolculuklarimiz da :)) Turkiye'de olsak yine ayni seyi yapardim belki ama burda durum farkli. 
San Francisco'dan Los Angeles'a geldigimizde, donusumlu kullandigimiz icin kosullarin farkli oldugunu ve gece araba kullanmanin burda daha zor oldugunu gormustum. Yollar cok aydinlik ve goz yoruyor. Bi de herkes seridinde dogru durust gittigi icin hic aksiyon yok. Turkiye'de olsan birsey olacak diye tedirgin kalirsin, o seni diri tutar:)) Ama burda o da yok. Ne gaza ne frene basmadan hiz sabitleyip saatlerce gidebilirsin. Genis, rahat yollar olmasina ragmen bahsettigim nedenlerden dolayi rehavet yapan bir havasi var, bu yuzden tedirginim.
Arada uyanip Ozgur'e iyi olup olmadigin soruyorum. "İyi degilim, bi saattir gaza, frene bile basmadim, gozlerim cok yoruldu. Bi yere cekip uyumamiz lazim askim, boyle olmayacak" diyor. Birlikte durabilecek uygun bi yer ariyoruz ama ben ara ara yine uyuyakaliyorum:)) Ozgur 2-3 yeri begenmeyip geri cikiyor.
Sonunda bir benzin istasyonu, bir Diner'in (24 saat acik yol ustu restorani) oldugu yerde durmaya karar veriyor. En dogrusu Diner'in otoparkina gecip uyumak gibi gorunuyor. Diger araclarin yanina park edip uyuyoruz. Gun aydinlaninca da uyanip yola devam ediyoruz. Gece yattigimiz bolgenin adinin "Ghosttown" (Hayalet Sehir) oldugunu oradan ayrilirken goruyorum. Bu tabelayi gece gorseydim iyice tirsardim:))

Otele varir varmaz, uyumaya kaldigimiz yerden devam. 
13:00 civarinda uyanip, arabamiza atlayip ilk duragimiza Seaport Village'a gidiyoruz. 
Seaport adindan da anlasilacagi uzere deniz kenarinda. Bir marinanin etrafindaki yesil alan, kucuk dukkanlar, restoranlardan olusan sirin bi yer.






Caddebostan sahiline benziyor.



Ogle yemegimizi de burda yiyip, bir sonraki rotamiza Old Town'a geciyoruz. Arabayla 15 dakika suruyor.

Old Town ( eski sehir), Alacati gibi. Restoranlar, butik oteller dukkanlar vs. var. Hic beyaz Amerika'li yok gibi. Var olanlar da bizim gibi turist kaliyor. Meksika'dayiz sanki:))

Su anki konumumuz. 
Meksika'nin tam sinirindayiz. Vakit olsa, bir kac gun de oraya ziplardik:))

Old Town'da once Heritage Parki (Miras Park) geziyoruz. Ulkede yapilmis ve ayakta kalan ne kadar Viktorya donemine (İngiltere'de sanayi devriminin yukseliste oldugu ve kralice Victoria'nin hukum surdugu donem 1837-1901) ait ev varsa buraya tasimislar. Hatta aralarinda bir de İsrail'lilerin yaptigi Chapel var. Chapel, diger evler gibi sergide olmasina ragmen halen dugun merasimleri icin kullaniliyor.





Kocaman bir agacin altinda dinlenme

Evlerin 1971 yilinda parka getirisi.


Park gezimizi tamamliyoruz.

Parkin basindaki son bir ev var onun yanindayiz.
Bu evde kostumlu bayanlar bizi karsiliyor. Guzel bir turumuz var, bize katilmak ister misiniz diye iceriye davet ediyor. Turist kafasi, hemen daliyoruz iceriye:)) Yine kostumlu bir bayan ( Sister Maria) karsisina bi yasli cifti almis duvardaki fotograflari gostererek birseyler anlatiyor. Bizi gorunce, hosgeldiniz diyip yasli ciftin yanina aliyor ve onlara anlattiklarini bize de anlatiyor. O da ne? Duvarda asili fotograftakiler konusmaya basliyor:)) İnteraktif bir turun icinde oldugumuzu anliyoruz. Tur boyunca da benzer seylerle cok karsilasiyoruz. Tur, evin odalari arasinda dolasip o insanlarin yasadigi ortamlari hissetmekten ibaret.  Her odada farkli atmosfer yaratilmis. Cok da gercekci olmus. 
Ozetle, 1845 yillarinda Amerika ve Meksika arasinda yasanan bir savasa katilan Mormon Taburunun hikayesi, ust duzeyde teknoloji kullanilarak bize yanlarindaymisiz gibi yasattiriliyor. Cok ilgincti, Sister Maria'da yasayarak anlatiyordu. Fotograftaki kisiler de tur boyunca yine cercevelerin ardindan hikayelerini anlatmaya devam ettiler:)) Savasta olen bir kac kisi oldu, uzucu anlari da cok guzel aktardilar.
Sonra baris saglaniyor. Meksika'lilarla icice mutlu bir hayat basliyor. Bi de San Diego'da altin ciktigini, altindan sonra her yerden goc alarak sehrin gelistigini anlatarak tur tamamlaniyor. Butun adimlari tamamladiktan sonra bir bahceye cikiyoruz ve biz de altin ariyoruz:))


Daha sonra, Mormon'lari arastirdigimda bir din oldugunu ogreniyorum. Merak edenler icin;
 http://tr.m.wikipedia.org/wiki/Mormonluk

Aslinda misyonerlik yapacak bariz bir tavir sergilemediler ama gonlumuzu kazanmayi da basardilar:)) Amerika'da ucret odemeden katildigimiz ilk aktivite, hediye edilen ilk fotograf ve asiri ilgi ve sicakkanlilik. Yemek ve gorulmesi gereken yer tavsiyeleri ve indirim kuponu verdiler mesala:))

Hatira fotografimiz.

Artik Old Town'da aksam oluyordu. Restoranlarda hareketlenmeler baslamisti. Biz de biseyler yiyip icme moduna girince, guzel bir yer arastirmaya basladik. 

Old Town'dan goruntuler..





Burayi sectik, kocaman bahceli bi yer. Bi de muzik sesleri var.

Muzik sesleri burdan geliyormus:))

Youtube'a dans videosunu ekledim. İzlemek isterseniz asagidaki linke tiklayin. Ya da kopyalip yapistirin. 


Yine Meksika yemegi... Ama halimizden memnunuz. 

Yemek sonrasi kocam Margarita iciyor ben de Mojito tercih ediyorum. Margarita buram buram tekilali, bi yudum bile cok geldi:)) Mojito candir. 



Old Town'da epey vakit gecirdik, simdi Downtown'a (sehir merkezi) geciyoruz. 

Onceden arastirdigimiz icin genclerin takildigi mekani biliyorduk. ( San Diego yine kocamin bolgesiydi) "Gaslamp District" denilen bir yere gidiyoruz. Sehir merkezinde 5th Avenue uzerindeki bir alana Gaslamp diyorlar.  Canli muzik yapilan, dans edilen mekanlar ya da insanlarin sadece sohbet ettigi barlarin oldugu bu bolgede, İspanya, İran, İtalya gibi farkli ulkelerin mutfaklarini yapan restoranlar da var.Vardigimizda 23:00 civariydi ve hareketlenme yeni basliyordu. 


"Gaslamp District" 

Hava biraz serinledigi icin biz montlarimizi giydik, tek montlu bizdik, usumuyorlar heralde :)) 

Henry's Bar'da biralarimizi icip ilk gunumuzu bitirmis oluyoruz..







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder