16 Ağustos 2013 Cuma

Orlando'da 1. gun 14/08/2013

United Airlines 12:55 ucagina binmek icin sabah 09:00'daki transfere biniyoruz. New York bizi yagmurla ugurluyor...
Lokal ucus da olsa, en az iki saat once orda olmamiz gerekiyormus. Bi de Newark (New Jersey) havaalina 1 saatte ulasacagimizi hesaplayarak 09:00'daki transferi tercih ediyoruz. Son dakikaci oldugum icin hic bana gore hareketler degil. Ama yaban ellerde olunca pasa pasa duzene uyuyorsun:))
New Jersey'i de soyle bi gordukten sonra havaalanina variyoruz. Checkini kendin yapiyorsun. Amerika'da tum lokal ucuslarda valiz basina 25 dolar mutlaka odemen gerekiyor. Bi de, valiz agirligin 23 kg'i gecerse kg basina fark oduyosun. Ben ara ucus biletlerini satin alirken bunu ogrenmistim. Ozgurcugum havaalaninda ogrenince kucuk bir sok yasadi :)) Tabii hersey gibi buna da alisti:))
Kimlik kontrol, guvenlik kontrol derken saat 11:30 oldu bile. 

110 numarali kapidan giris yapacagimiz icin oralarda bi yerlerde takiliyoruz. Wireless imkani, telefon sarj imkani derken oraya iyice yerlesiyoruz. Ozgur Macbookuyla takilirken ben de Esra ve Asli'ya whatsuptan laf yetistiriyorum. Hatta Esra'ya uzaktan Iphone Emoji klavyesini eklemeyi ogrettim:)) Artik herseyde gulucuk yapabiliyor.
Ucak bir saat rotar yapiyor ve 2,5 saatlik ucustan sonra 16:30'da Orlando havaalanina  iniyoruz.



Havaalaninda bagajlari almak uzere bir trene binip baska bir terminale gidiyoruz. Trende havanin cok kapali ve yagmurlu oldugunu goruyoruz. Oysa buralarda simsicak yazla karsilasacagimizi umuyorduk. Bagaji almamiz gereken yere gelip beklemeye basliyoruz. Bir sure sonra soyle bir yaziyla karsilasiyoruz.  
"Kotu hava sartlari nedeniyle bagajlarinizin ana terminalden buraya ulasmasinda gecikme yasanabilir"


Saatler geciyor ve biz hala bekliyoruz. Beklemek insani cok yoruyor. 19:15'te nihayet bagajlarimiza kavusuyoruz. Vakit kaybetmeden, onceden rezerve ettigimiz kiralik aracimizi almak uzere bir alt kata iniyoruz. Aslinda rezervasyon onayi diye gonderdikleri belgenin ciktisini yanimiza almistik ve kagitta ne yaziyorsa onu yaparak dogru noktaya ulasiyoruz. Disari ciktigimizda goruyoruz ki hava tamamen acmis, aksam saati oldugu halde neredeyse 30 derece sicaklik var. Kiralama firmasi bize rezerve ettigimiz sinifta bir kac araba sunuyor. Ozgur'un hayali olan Ford Mustang var ama ustu acilan model degil, bi de ustu acilan bi Chrysler var. Bu konu tamamen kocamin konusu, karari ona birakiyorum. Ozgur, Miami'de de takilacagimizi dusunerek cok sevdigi Mustang'den vazgecerek ustu acilabilen arabayi seciyor. İslemler, teslimat derken 20:30'u buluyoruz:(( Kiralama firmasindakiler Premium Outlete gitmemizi 23:00'e kadar acik oldugunu soyluyorlar. Outletlere gidip, soyle bir fiyat arastirmasi yapiyoruz. Ya biz yanlis zamanda gelmisiz, ya da Amerika cok ucuz diyenler cok dogru zamani secmisler. Bir cok urunu Turkiye'den daha pahaliya satiyorlar. Ucuz olan damping seyler var evet ama onlar da bizim zevkimize uymuyor. 
New York'tan ayrilma, her iki havaalaninda bekleme, outlet umitlerimizin patlamasi hepsi enerjimizi dusuruyor. Arabanin guzel olmasi bile ise yaramiyor. Yarinla ilgili ne yapacagimizi belirleyip, cok daha guzel bir gun olmasini dileyerek uyuyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder