14 Ağustos 2013 Çarşamba

New York'ta 6. gun 13/08/2013 (Son gun)

Bugun son gun, yapmadigimiz herseyi bugune sigdirmak istiyoruz.. Zaten yaptiklarimizi anlattigimda hepsinin bir gunde gerceklestigine inanmayacaksiniz. İlk plan, yine listede olan ve biletini aldigimiz nehir turu (Circle Line Ferry Tour). Hep "deniz" diyecek gibi oluyorum ama oylesine cirkin bi goruntuye deniz demek haksizlik olur. Bir ada olmasina ragmen,  sehrin nehir kenarlari sadece gece guzel gorunuyor. Gunduz camurlu, kasvetli, gri bir goruntusu var.  
 Yine sort tshirt modunda hazirlanip asagiya indik. 10:00' da orda olmamiz gerekiyor diye acele ediyoruz. Asagi indigimizde bizi siddetli bir yagmur karsiliyor. (It's raining Cats and Dogs) Perdeyi acip bakmadigimiza hayiflaniyoruz ama yapacak birsey yok. 16 kati tekrar cikamayiz. Oylece yagmura daliyoruz. Yagmur'da New York'ta taksi bulmak imkansiz derler ama biz hemen buluyoruz. Bu havada ferry turunun hic keyifli olmayacagini konusurken aklimiza illa 10:30'dakine binmemiz gerekmedigi geliyor. Hava acarsa; ki her gun yagmurdan bi kac saat sonra aciyordu:) 13:30 veya 16:00'dakine bineriz diye dusunerek rotamizi degistiriyoruz ve taksi soforunu bilgilendiriyoruz.  American Museum of Nature'a gitmeye karar veriyoruz. Bu havada en iyi, kapali alanda muze gezilir. Bu arada Cagdas'i arayip dogumgununu kutlamayi unutmuyoruz:)
Yagmurda kosturan insanlari, yagmurlu New York sokaklarini izliyoruz




Butun turistler bizim gibi dusunmus olmali ki, muze girisinde izdiham var. Upuzun kuyruklar olusmus. 
Aklima gelmisken hemen soyleyeyim, tum bu muzelere giris, nehir turu, Empire States gezisi vb. her biri basli basina buyuk bir maliyet. New York'a gelmeden yaptigimiz arastirmalarda "City Pass" i ogrenip ve online satin almistik.  Hepsi icin, toplamda %80 indirim almis olduk. San Francisco icin de simdiden City Pass'imiz hazir. Hem maddi olarak  avantajli hem de  City Pass'i olanlar baska siralardan iceriye aliniyor, boylece daha kisa kuyruklarda bekliyorsun.

Muzeyi biraz dolasiyoruz.



 11:00'de de yine City Pass'in muze biletimize bonus verdigi bir alt kattaki Space Show'u izlemeye gidiyoruz. 
Evren, gunes, gezegenler, yildizlarin nasil varoldugu vb. gibi gercek bilgiler ve gorsel bir solen... Flas yasak oldugu icin bu muhtesem goruntuleri sizinle paylasamiyorum:((

2 gece once Ozgur'u bi kac saat uyutmayan dis agrisi, Space Show esnasinda bu kez daha siddetli hissettiriyor. Hemen mudahale edilmesi gerektigini dusunerek NY'ta yasayan arkadasimiza mesajla danisiyoruz. Arkadasimiz, New York'ta discinin cok pahali oldugunu appranaxla idare etmemizi tavsiye ediyor. Daha sonra bastan telaslandirmak istemedigimiz icin aramadigimiz ailemizdeki biricik Disci'yi, Altan Abi'mizi ariyoruz. Ozgur'u cesitli sorularla uzaktan muayene ediyor. Kanal tedavisi gerekecegini teshis ediyor ve  bunun da Amerika'da cok pahali oldugunu Altan Abi de teyid ediyor:(( Butun bunlar olurken otele donmus oluyoruz. Ozgur, otelde majezik icerken ben de eczaneden Appranax muadili daha guclu bir ilac alip geliyorum. Ondan da iciyor ve 2 saat uyuyor ve uyandiginda hic bir agrisi kalmiyor:))) Tatilimiz boyunca bu disin her an agrima ihtimali var. Sık da olabilir nadir de. Biz agri kesicimizi yanimizdan ayirmayacagiz. Canim kocam o haliyle bile beni dusunuyordu. O uyurken otelde kalmak durumunda oldugumuz icin benim adima uzuluyordu.
Saat 2 gibi uyaninca ve hic agrisi kalmayinca gune kaldigimiz yerden devam ediyoruz. 
16:00'daki Circle Line tur icin otelden cikiyoruz. Yemekle zaman kaybetmemek icin McDonalds'a ugrayip, hamburger ve kolamizi yanimiza alarak Pier 83 limanina dogru yuruyoruz. 


Ferry dedikleri sey, gercekten de bizdeki arabali feribotlarin arabasiz versiyonu son derece cirkin feribotlarmis. Acik hava alani bile cok sinirli. Zaten surekli camur rengi olan bu nehirde bi de boyle bi feribotla 2 saat yol yapmak Manhattan Manzarasi ve Ozgurluk Aniti hatrina dahi cekilmez. Yine ayni limanda ustu tamamen acik buyuk bir surat teknesi goruyoruz. Ayni turu yarim saatte yaptigini ve biletimizin bunu da kapsadigini ogreniyoruz. Cool!

Sagda feribot da gorunuyor:)

Tekneye biniyoruz, her koltukta emniyet kemeri var, emniyet kemerlerimizi bagliyoruz. Epey de kalabaligiz.
Sonra teknenin ustunden gozluklu ve havali kaptanimiz konusmaya basliyor. Bruce Willice'in filmlerdeki dalga gecen edasiyla " Kalp veya herhangi bir rahatsizligi olan tekneyi hemen terketsin, elinizdeki esyalara, gozlugunuze, fotograf makinelerinize sahip cikin, tutabileceginiz yerleri simdiden belirleyin cunku ihtiyaciniz olacak,sanirim biraz hiz yapmayi seviyorum" diyor ve de show basliyor...
Mission Impossible filminin muzigi esliginde gercekten de cok hizli yol aliyoruz. Ani donmeler yapiyor, denizle paralel hale gelip islaniyoriz. Ciglik cigliga hic tahmin etmedigimiz kadar egleniyoruz. 


Sadece, Ozgurluk Aniti'nda bir kac dakika duruyor ve fotograf cekiyoruz. Donus yine cok keyifli. Eglenmekten adayi izlemeyi bile unuttuk:))

Yakindan bayagi guzel gorunuyor. 


Manhattan'in bu uzaktan goruntusunu cekebilmisim.

Bu kadar adrenalinden sonra Pier 66'ya dogru yuruyoruz. Limandaki bir gemiyi restaurant bara donusturdukleri "Frying Pan" isimli bir mekana gidiyoruz. Mekan gece cok keyifli olabilir, zaten yorumlarinda da oyle yaziyor. Siz gece gelin,  ogleden sonra nehrin manzarasi da pek ic acici olmadigi icin pek keyifli degil. Birseyler icerken, hep yaptigimiz gibi haritayi acip what is next (sirada ne var)'i belirliyoruz. Bakalim ne varmis?

Meetpacking Point'e yuruyup, ordaki metro istasyonuna gidiyoruz. Son kez o bolgeyi de gormus oluyoruz. Biraz dolasip metroya biniyoruz.


Metroya binme amacimiz Upper East Side'a gitmek. Ama biz iki afacan hedefe cok yaklastigimiz halde, bindigimiz hattin Queens'e kadar gittigini gorunce inmeyip orayi da soyle bir gezmeye karar veriyoruz. (Queens, New York'taki 5 buyuk yerlesimden biri. Manhattan,Brooklyn,Bronx, Queens ve Staten Island) Bakalim Harlem'deki gibi metrodan cikinca surprizlerle karsilacak miyiz? Manhattan adasindan metroyla Queens'e geciliyor. Metro haritasinin fotografini asagiya ekliyorum.Adadan metro Staten Island haric her yere var. Nehrin altinda bir suru tunelleri var. Biz Queens'e giden sari renkli hattaydik.


Buranin da banliyo oldugu metrodaki inenler ve binenlerden anlasiliyor. Son duraktan bir kac durak once iniyoruz. Metro duragi cok fena cis kokuyor. Hizlica sokaga cikiyoruz. Burasi da bambaska bi yer. Evler sahane, ama iclerinde gercekten cok fakir gorunumlu insanlar oturuyor. Arabalar fena degil ama hepsi cok eski modeller. Anlam veremeyip bir de Wikipedia'dan arastiriyoruz. Hersey tam gordugumuz gibiymis. Yerlesimin banliyo icin cok duzgun ve kaliteli oldugundan bahsediyor:) Buyrun siz de okuyun. 
http://tr.m.wikipedia.org/wiki/Queens



Cok fazla zaman kaybetmeden Upper East Side'a geliyoruz. Arastirdigim kadariyla adindan da anlasilacagi gibi ust gelir seviyesindekilerin yasadigi bi bolge. Sokaklar sakin, restoranlar cok hos, kopek gezdirenler, spor yapanlar vs. Tam Carrie Bradshaw'in yasadigi ev gibi onunde merdiven olan apartmanlar veya guvenligi olan yeni buyuk rezidanslar var. Her an Carrie'nin evini gorecekmisim gibi mutluyum, Ozgur'de halime guluyor:)) 

Acikiyoruz ve listemizdeki son adrese, ki bu adres hem bloglarda hem de Duygu'dan onay almis bir mekan. Joint Burger. Yine hamburger biliyorum ama gercekten bunu denemeden donemezdim:))

Parker Meridien Oteli'nin icinde yer alan 20-30 kisilik oturma alani olan kucuk bir mekan. Burada da yine uzun bir kuyrukla karsilasiyoruz. Sira olacagini duydugumuz icin ve de artik bu duruma alistigimiz icin hic sasirmiyoruz. Nihayet sira bize geliyor, oturacak bi yer de bulup oturuyoruz. Hayatim boyunca hep karsilastigim sorun burda da basima geliyor, unutup hamburgerime peynir koymuslar:(( Neyse ki hizlica yenisini yaparak telafi ediyorlar. 
Ben hem atmosferini hem de burgeri cok sevdim, Ozgur atmosferi sevdi, ama burgeri begenmedi hatta populer olmasinin sisirilme olduguna karar verdi:))




Central Park'ta takilmaya karar verip yukariya dogru yuruyoruz. Hatta bisiklet kiralamak istiyoruz ve kiralama kosullarini okuyoruz. Kredi kartiyla aninda kiralayabiliyorsun ama bizim baktigimiz yerde sadece 1 tane bisiklet kalmis, onun da lastigi inmis. Bi baska bisiklet kiralama yeri bulmak icin batiya dogru yuruyoruz. Bi anda, once sesini duydugumuz cok siddetli bir yagmur basliyor. İlk gun yaptigimiz gibi bi binanin altina siginiyoruz. Pek duracak gibi de gorunmuyor. Park ve bisiklet plani baslamadan bitiyor. Metroya binip Brooklyn'e gidiyoruz. Gidene kadar hava acar nasilsa diye Brooklyn koprusu ve Manhattan koprusunun arasinda, DUMBO dedikleri parkta oturma karari aliyoruz. Seinfeld dizisinde Jerry Seinfeld'in kullandigi Down Under Manhattan Bridge terimi O'su da sonradan eklenerek gunluk dilde DUMBO halini almis. (Manhattan Koprusunun Alti diye cevirebiliriz)
Metrodan iniyoruz, Brooklyn'de hic yagmur yagmamis gibi. Yuruyerek DUMBO'yu buluyoruz. Ama kocam parkta bira icmek istedigi icin gitmeden fistik ve biralarimizi aliyoruz. Muhtesem bir manzara. New York'ta yapilacaklar listesinde en basta gelmeli, biz en sona birakmisiz:))


İki koprunun tam ortasinda..

New York'un guzelliginden, manzaradan vs tatli tatli sohbet ederken. NYPD (New York Police Department) arabasi parkin icine giriyor ve yanimizda duruyor. İyi aksamlar, kimliklerinizi rica edebilir miyim diyor. Saat gece 01:00 oldugi icin guvenlik amacli oldugunu dusunuyoruz. Meger bira ictigimiz icin gelmisler. New York'ta disarda alkol almanin yasak oldugunu bilmiyor musunuz, New York'a ilk gelisiniz mi  diye sordular. İlk defa geldigimizi ve bilmedigimizi soyledik. Pasaportlari alip, kaldigimiz oteli vs bi kac sey daha sorup arabaya geri donduler. Oylece bekliyoruz, eyvah simdi bi de para cezasi  cikacak basimiza diye konusuyoruz. Bi de,  gittigimiz hic bir park veya manzarali yerde alkol olmadigini simdi dusunup farkediyoruz:))
 Bi yandan da, son gecemizde NYPD ile de animiz oldu diye seviniyoruz:)))
Bekle bekle hala gelmiyorlar, otelde kalip kalmadigimizi, tum seceremizi cikariyorlar heralde. Ben kalkip biralari polis arabasinin yanindaki cope atiyorum. Attiktan 30 saniye sonra geliyorlar, biralari atmamizi beklemis olabilirler mi?
Pasaportlarimizi veriyor, disarda alkol almayin, gorunecek sekilde alkollu icki tasimayin diye sadece tembihleyip gidiyor.
Biz de sadece fistigimizla manzarada oturmaya devam ediyoruz.
Bira ile son goruntu...




Bu muhtesem kopruyu yuruyerek karsiya geciyoruz. New York'u en guzel haliyle hafizamiza kaydediyoruz...





1 yorum:

  1. geçen hafta derste gördük, NY da public alanlarda içki içmenin, central parkta hayvan beslemenin, metroda 2 kişilik koltuk kadar yer kaplamanın ve son olarak işyerinde kültablası taşımanın yasak olduğunu :D :D bileydim yazardım, tam anlamıyla forbidden big apple

    YanıtlaSil