12 Ağustos 2013 Pazartesi

New York'ta 5. gun 12/08/2013


Odanin kucuk camindan baktigimizda yagmurlu ve kasvetli gorunen hava, disari ciktigimizda tam tersi gunluk guneslik cikiyor. Yagmur durmus, yagmur sonrasi en sevdigim halini almis. 
Once, 9th Avenue 34th st'ye fotograf makinesi almaya gidiyoruz. B&H isimli, sahibinin ve calisanlarinin buyuk bir kisminin yahudi oldugunu duydugumuz bi elektronik dukkani. 
Tahminimizden cok daha buyuk bir dukkanla karsilasiyoruz. Once kapida iki kisi gunaydin diyerek selamliyor ve girdikten sonra, genis bir alana adim atiyorsunuz. Bolum bolum her turlu elektronik ve aksesuarlari gormek mumkun. Saatlerce vakit gecirilebilir :)) 
Urunu talep ediyorsun, fiyatini ogrenip onayliyorsun. Sonra giris katindaki odeme veznesinde siraya giriyorsun. Odemeyi yapip, teslim biriminden de teslim aliyorsun. Bu sistemle daha once de karsilasmistik.Ama burada, urunlerin tavandan yaptiklari bir mekanizmayla magazadaki tum birimlerden teslimat birimine akiyor olmasi, bi de cok fazla calisan oldugu icin hic beklemeden alisverisimizi tamamliyor olmamiz cok hosumuza gitti. Fotograf makinesini aliyoruz. Ayrica, gunlerdir priz magduru oldugumuz icin uluslararasi kullanimi saglayan bir converter (donusturucu), bir de sevgili kocamin yeni Macbook Air'i icin  guzel bir canta aliyoruz. Macbook Air demisken, bu magazada, iki gun once Apple Store'dan aldigimizin aynisini $100 daha ucuza goruyoruz:(( New York'ta elektronik icin ilk buraya ugrayin derim. www.bhphotovideo.com 
Tavandaki mekanizmayi farkettiniz mi?

Bu kadar batiya dogru gelmisken 3 avenue daha ilerleyip Hudson nehrine ulasiyoruz. Circle line turu yapacagimiz iskeye gidip, yarin icin biletlerimizi aliyoruz. 10:30-13:30 ve 16:00'da olmak uzere uc tur var. www.circlelinecircle42.com
Otele donup elimizdekileri birakiyoruz ve yine sokaklardayiz. Kosturma derdinde olmaksizin gule oynaya ilerliyoruz. Bi amacimiz var ama acelemiz yok. Keske hayat hep boyle olsa... Yol uzerinde yine adini cok duydugumuz Macy's'e giriyoruz. Bizdeki YKM, Boynerlere benzeyen bu magazayla ilgili İstanbul'dayken NYC arastirmalarimda iki ilginc bilgiye ulasmistim. Birincisi, 1970 yilinda noel zamani magazalarinda musterilerin ozellikle de cocuklarin ilgisini cekmek icin Noel Babalar bulundurmayi dusunen ilk magazaymis. İkincisi ve en cok sasirdigim ise, su an kullanmakta oldugumuz ve artik hayatin bir parcasina donusen poset cay fikri, Macy's yoneticilerinden birine aitmis. Bu bilgilerin hatrina da olsa, girip bi dolasmak lazim di mi? 15 dakika icinde hizlica dolasip hatta bir rimel (Turkiye'den ucuz buldugumuz ilk sey) alip cikiyoruz. 
Central Park'a gitmeden once Magnolia Bakery'den (www.magnoliabakery.com burayi da bloglardan ogrenmistim) cup cake almak istiyoruz. Boylece mini bir piknik yapabiliriz. Tam da metro rotamizda, hatta Ana metro terminalinde bir subesi oldugunu ogreniyoruz. Terminale yuruyerek 10 dakikada ulasiyoruz. İcinde 100'e yakin restoran ve magazanin bulundugu kocaman, gosterisli, ayni zamanda tarih kokan bir teminalle karsilasiyoruz. Cup cake derdine dusmesek bu guzel terminali de goremeyecektik:)) 

Leighton Avenue 82th st'te iniyoruz. Ozellikle orda inmeyi istememizin sebebi Metroplitan muzesine yakin olmak. Parkta takilcaz ve canimiz isterse de Metroplitan'i gezicez. Sonra yine parka donup gezmeye devam edicez.
Parki neredeyse ortadan kesen bir kapisindan giriyoruz. Biraz yoruldugumuza karar verip cok dolasmadan cimlere oturuyoruz. Cup cakelere bir an once kavusma telasi da olabilir:))

Himm, yummy!
Cok kibar di mi?Benim gibi yumulmamis:)

Park, anlatildigi gibi cok buyuk ve cok guzel. Filmlerden hatirladigim bir kac yerini ariyorum ama bulamiyorum. Dur bakalim ilerleyen zamanlarda gorurum belki..
Metropolitan muzesini de gorelim diye karar verdik. Planladigimiz gibi ulasmamiz 5 dakika surdu.  Kocamla bu gezi sirasinda o kadar cok eglendik ki, klasik, ciddi bir muze gezisi olmadi. Kendiliginden, super geyikler gelisti, biz de cok havamizdaymisiz ki, herseyden malzeme cikarip kikirdedik:)) Muzeyi de gezdik bu arada iste kanitlari;
Gladyatorler
Savas kiyafetleri
Muzik enstrumanlari bolumunden


Ordaydim. 

Ozgur de yanimdaydi.


Kartal her yerde..

Sonra parka donduk. Gez gez bitmez. Yarin bisiklet kiralayip gezicez. Seytanin Avukati filminde Charlize Theron'un kostugu sahnedeki yeri (daha sonra ayni yeri bir cok dizi ve filmde de gorduk) gormeyi cok istiyorum. Gorursem, bisikleti birakip orda bi kosucam:))
Parktan yeni goruntuler..



Harita sorumlusu. Nerdeyiz, nereye gitmeliyiz?

Ve gosteriler..

Metroyla otele donuyoruz. Biraz dinlenip bu kez tiyatroya gitmek uzere cikiyoruz. 
Dogru yere geldigimizi kapidaki siradan anliyoruz. New York'ta siraya girmeden bir yere girmen imkansiz.

Ege ve Emre'nin tavsiyesiyle gelmeden bir hafta once biletlerini aldigimiz "Sleep No More" Bildigimiz tum tiyatro oyunlarindan farkli. 5 katli bir oteli oyun sahnesine donusturmusler.  "The Mckittrick Hotel" Otelin katlari arasinda oyuncular sahnelerini gerceklestiriyor. Oyunculari takip edip sahnelere tanik oluyorsun. Bunlar gelmeden once bildiklerimdi. Bakalim neler yasamisiz...
Once bir maske ve bir oyun karti vererek ikinci kata aldilar. Bir bara giriyoruz. Kostumlu insanlar ama cok gercek hersey. Sonra herkes gibi ikram edilen absent'ten biz de iciyoruz. Absent shot yaptim, inanamiyorum:) Gerci, bildigimiz o cok agir absent degildi.  
Sonra elimizdeki oyun kartlarina gore sirayla farkli bir yere aliyorlar. Sahneye cok yakisikli bir jon cikiyor ve elindeki kartlarda As, vale ve kiz dahil maca ve karo olanlar sagdan lutfen diye anons yapiyor.Ozgur'le burda ayriliyoruz. Onun karti 13 karo benim ki ise Joker. Once Ozgur gidiyor, sonra bi baska grup daha gidiyor. Jokerim ve beni cagiran yok. Bir sure sonra, ayni kisi gelip beni ozel olarak davet ediyor. Asansore biniyoruz. Asansorde baska maskeliler de var. Kurallari acikliyor. Maskeler asla cikmayacak. Konusmak yasak. Siyah maskeliler her yerde olacaklar ve sizin guvenliginizi saglayacaklar. Otelin katlari arasinda dolasarak kendin kesfedeceksin. Otel karanlik, dikkatli olman gerekiyor. Ne kadar cesur olursan o kadar cok seye tanik olacaksin gibi bilgileri acikliyor. Butun bu aciklamalarla oyunun icine girmis oluyorsun zaten. Cunku asansordeki aciklamalari da bir oyuncu yapiyor ve sanki 16 yuzyilda bir gorevliymis gibi davraniyor. Gerilim basladi anlayacaganiz...
Bi katta durdu ve burda hepimiz iniyoruz dedi. Daha bir kisi inmisken asansoru tekrar calistirdi. Yine bir saskinlik.  Sonraki katta hepimizi indirdi. 
Bundan sonrasini hem anlatmak istiyorum hem de anlatmamak. Anlatmak istiyorum cunku o kadar guzel bir deneyim di ki herkes bilsin istiyorum. Anlatmamak istiyorum cunku yeterince ifade edebilecegimden emin degilim.
Sleep No More ile ilgili linkleri paylasmak daha dogru olur.
www.sleepnomore.com
https://eksisozluk.com/sleep-no-more
http://www.yelp.com/biz/sleep-no-more-new-york
http://gezerdik.tumblr.com/post/25519836453/bir-maskeli-balo-ve-onun-sahne-yuzleri

Fotograf cekmek yasakti. Oyundan geriye kalan ise cesaretimizle odullendirildigimiz sekerler ve maskelerimiz.


Otelin katlari arasinda cok kosturdugumuz icin hemen karsisindaki bara oturuyoruz. Biralarimizi soyluyoruz. Oyunu konusuyoruz. Oyun sirasinda sadece iki kez karsilastik, birbirimizi kiyafetlerimizden tanidik. Konustukca ogreniyoruz ki, ikimizin de ortak denk geldigi 2-3 sahne var. Cok farkli sahneler gormusuz. Burdan anliyoruz ki bi daha bi daha gelmek lazim. New York'ta devam ediyor olsaydik tekrar giderdik. 
Ege ve Emre size cok cok tesekkur ederiz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder