Vakit kaybetmeden Walt Disney World'un yolunu tutuyoruz.
140.000 metrekare bir arazide kurulu bu dunya, 17 Temmuz 1955 'te Walt Disney tarafindan kurulmus. Detaylar icin; http://tr.m.wikipedia.org/wiki/Disneyland
İcinde 4 buyuk park var ve her biri bir tam gun gerektiriyor. Aslinda Orlando icin ayirdigimiz sadece bir gunduzumuz kalmisti ama, bu oyun parklari ugruna Miami'ye gidisimizi gec saatlere cekerek enaz iki gun Disneyland'de gecirmeye karar veriyoruz.
Aksam 22:00'de cok ozel havai fisek gosterisi oldugunu duydugumuz Magic Kingdom ve suyu cok sevdigimiz icin Aquapark'i tercih ediyoruz. 4 parktan 2'sine karar vermek de epey zormus:(( Animal Kingdom ve Epcot'i ne yazik ki baska bir zamana birakiyoruz.
Eglenmeye gidiyoruuuz...
Otoyol'da parklara gore cikislar var hangi parka gideceksen onun tabelesini takip ederek cikiyorsun. Magic Kingdom tabelasindan cikiyoruz. Yonlendirmelerle otoparka kadar gelip arabamizi birakiyoruz. Arabamizi nereye biraktigimiza da iyice bakarak park ediyoruz. Otopark alanindan bir Shuttle'a biniyoruz ve masal dunyasina dogru ilerliyoruz. Bu arada cok sicak ve nemli bir hava oldugunu da belirtmeden gecmeyeyim.
Shuttle bizi bilet satis noktasinda indiriyor. Planimizi biletci kiza da anlatiyoruz ve cok dogru iki secim yaptigimizi soyleyerek bizi rahatlatiyor. İki gunu kapsayan biletimizi aliyoruz. Magic Kingdom
haritasinda yetiskinlerin hoslanacagi oyuncaklari isaretlettirerek ve isimize yarayacak bilgileri ogrenerek sempatik biletcimizle vedalasiyoruz. Herkes mi iyi? Yoksa tatildeyiz diye bize mi iyi geliyor? :))
Bilet noktasini gecerek hemen varmis olmuyorsun. Tren ya da feribot iki vasitadan birine binmen gerekiyor. Biz feribotla gitmeyi tercih ediyoruz. 15 dk icinde Main Street dedikleri giris noktasina variyoruz.
Giris kartimiz tum gunu ve yarini kapsiyor. Karti okutup parmak izi veriyoruz.Boylece gunluk kartlarin baskalarina devredilmesini engellemis oluyorlar.
Main street noktasi, cok renkli ama sicaktan cok bunaldigimiz icin hemen klimali ortamlara daliyoruz. Bunun en dogru yolu durmadan gosterilere katilmak ve oyuncaklara binmek. Cok bunalmis olmaliyim ki Main Street'te fotograf bile cekmemisim. Neyse ki gece cekmeyi unutmamisim.
Minikler cok keyif aliyorlar, salonda kahkaha sesleri yukseliyor. İtiraf ediyorum, biz de bayagi egleniyoruz:))
Sirasiyla biletci kizin tavsiyelerini dinliyoruz. İyi ki isaretlemis, cunku katildigimiz her oyunu cok seviyoruz.
En iyi en basta olacak sekilde yetiskinlerin keyif alabilecegi oyunlari sirasiyla asagida yaziyorum.
1. Space Mountain
2. Big Thunder Mountain Railroad
3. Splash Mountain
Adrenalin bakimindan bu uc oyun disinda baska oyun yok. Ama gorsel show olarak Pirates of Carribean ve Haunted Mention'u cok sevdik. En az 5-6 tane de hic sira beklenmeyen oyunlara girdik.
Magic Kingdom ile ilgili bir kac onemli bilgi aktarmak isterim. İyi ve populer oyunlar icin hatta oyunlarin bir cogu icin dakikalarca beklemen gerekiyor. Oyunun girisinde tahmini bekleme suresini goruyorsun. Populer oyunlarda bu sure 60 dakikanin altina inmiyor.
Genelde bu oyunlarda da "Fast Pass" ozelligi oluyor. Fast Pass herkese saglanan bir ozellik. FP randevu sistemi gibi birsey. Tercih ettigin oyuna uzun kuyruklara girerek gitmek istemiyorsan, giris kartini FP bankosundan geciriyorsun. Belirli bir aralikta, bir saat icinde kullanabilecegini ve bir daha FP randevusu almak icin ne zaman hak kazanacagini gosteren bir kart veriyor. Ornegin Splash Mountain icin 12:10 - 13:10 saatleri arasinda hizli giris hakki aldiniz, bir sonraki FP hakkinizi saat 12:30'da kullanabilirsiniz yazan bir kart veriyor. Boylece uzun siraya girmektense FP saatine kadar, ya gidip bi yerlerde bir sey iciyorsun ya da sira beklemeyecegin
oyunlara giriyorsun. FP saatinde de hic sira beklemeden oyununa dogrudan giriyorsun.Yogunlugu onlemek icin FP ile arka arkaya randevu almayi da sinirlamislar. FP hakkini 11:00'de bir oyun icin kullandin diyelim, bir daha ki oyun icin 12:30'da randevu aliyorsun. Cok prosedurlu gorundugune bakmayin. Cok guzel sistem bir sistem. Planini bastan dogru yapan hic sira beklemiyor. Bizim vok isimize yaradi ve FP randevulari arasinda da yemekti, gosteriydi vs ile oyalandik.17:30 civarinda arabaya ugramamiz gerekiyor. Hatirlarsaniz araba'dan buraya iki vasita degistirerek gelmistik. Ayni yolu sindu geri donmeliyiz. İki farkli oyun icin FP kartimiz da var. Arabaya gidip gelene kadar Fast Pass suremiz de olmus olur, oyalanmis oluruz nasilsa diyerek usenmeden arabaya gitmeye karar veriyoruz. FP'nin biri 18:10-19:10 arasi digeri de 18:45-19:45 arasi. Daha cook vaktimiz var gercekten.
Main streetten bilet aldigimiz yere bu kez feribotla degil de trenle donmeyi tercih ediyoruz. Bilet aldigimiz yere geldigimizde bi anda sagnak bir yagmur basliyor. Kendimizi otoparka goturen Shuttle'a zor atiyoruz. Shuttle'dayken Ozgur, "Askim arabamizi bulabiliriz di mi, sen iyice baktin di mi?" diye soruyor. İyice baktim tabii, merak etme diyorum. "Bu shuttle'dan bir tane daha var ve ismi ve rengi farkli dogrusunun bu olduguna emin misin" diye sormaya devam ediyor. İste burda kem kum. Aynidir bu shuttle'lar yaa, hem tam burda inmistik vs diyorum ama bunu hic hesaba katmadigim icin hafiften endiseleniyorum. Bu dogru shuttledir, simdi nerede inecegimizi de bulurum, arabayi da kolayca bulurum diye klasik Polyanna'ya baglayarak Ozgur'e de caktirmadan ilk bindigimiz shuttle'da kalmaya devam ediyorum. Bu arada yagmur siddetlice yagmaya devam ediyor. Bizim gibi bi kac kisiyi saymazsan herkeste ince beyaz panco gibi yagmurluk var. Halk bu yagmurlara cok aliskin gibi duruyor.
Konumuza donelim:)) Shuttle hareket ediyor, ben arabamizi biraktigimiz yeri taniyorum, hatta Ozgur'de onayliyor. Aferin askim burasiydi gercekten diyor. İkimizde hizlica shuttle'in indirdigi yerden arabamizin yerine dogru kosuyoruz. Bakiyoruz bakiyoruz araba yok. İkimiz de burasi olduguna eminiz. Belki bizden sonra daha da dolmustur diye daha alt siralara da bakiyoruz, yok. Sirilsiklam olduktan sonra artik kosturarak bakmayi bile birakiyoruz, nasilsa islanmadik bi yerimiz kalmadi:)) Ayagimizin altinda su birikintileri olusmus o derece:))
Bu otoparkin aynisindan bir tane daha oldugunu ona da diger shuttle'in gittigini cok uzakta da olsa gorup, farkediyoruz ve bu kez o yone dogru yuruyoruz.
Yagmur hala sakir sakir yagiyor. Ama biz artik, zevk alma modundayiz:)) Hava acaip sicak, yagmurlarla yerde biriken su dahi cok ilik. Sulari sapirdatarak, oynayarak diger otoparka geliyoruz.
Tam biraktigimiz yerde ve biraktigimiz acida arabayi buluyoruz:)) Tum mesele yanlis shuttle'a binmemizmis:))
Sirilsiklamiz, ayakkabilarimizin ici vicik vicik. Bu halde geri donmemiz imkansiz, otele donme karari aliyoruz. Bu arada yagmur duruyor ve hava aciyor.
Dus alip, kiyafetleri degistirip, ayakkabilarimizi da kuruyacak bir yere asip cikmamiz epey zaman aliyor.
Havai fisek gosterileri olmasa belki geri gelmezdik ama ben cok seviyorum diye Ozgur ne yapip edip tekrar gelmemizi sagliyor. Magic Kingdom'a 21:00 civarinda tekrar geldigimizde hava kararmis oluyor. Bu kez hem otoparkin adina, hem de shuttle'larin adina cok dikkat ediyoruz. unutmamak icin fotografini cekiyoruz.
Bizim gibi o saatte gelen o kadar cok insan var ki, hepsi havai fisek gosterileri icin geliyor olmalilar. Bu durum beklentimizi arttiriyor. Binlerce insan
Main streette toplanmis ve gosterilerin baslamasini bekliyor. Bu sirada yagmur tekrar ciselemeye basliyor. Uzerinde beyaz panco yagmurlugu olan bir cifte pancolarini nereden aldiklarini soruyoruz. Bu kez tedbirli davranip, gosterdikleri yerden biz de yagmurlugumuzu aliyoruz. Ustelik Walt Disney logolu:))
Gosteriler 22:00'de baslicakmis. Daha vakit var diye, FP'miz olmasina ragmen kacirdigimiz iki oyunu tekrar zorluyoruz. Hic sira beklemeden giriyoruz. Meger en iyileri en sona birakmisiz. Ozellikle Space Mountain'i kacirmadigimiza cok mutlu oluyoruz. Main Street'te herkesin bekledigi alana geri geliyoruz. Turk kafasi, hizlica konumu iyi bir yer bulup, yerlesiyoruz ve show basliyor...
Tam bir saat kesintisiz devam eden havai fisek showu. Ustelik gosterisli, buyulu gercek bir masal evinin arkasinda, masal anlatimi esliginde ve masal sarkilari esliginde...
Yok artik, yok artik dedigimiz bir suru bambaska isilti. Agzimiz acik izliyoruz. Bu kadar guzelini hiic gormedim. Bence daha guzeli yoktur da. Hayranlikla bakakaliyoruz. Ne video kaydi ne de fotograflarla bunu paylasabilmemin imkani yok. Umarim hepiniz bir gun yasarsiniz...
Zaten bayilirim havai fisek gosterisine, bu kadar uzun sureli, bu kadar profesyonel, ustelik boylesine buyulu bir atmosfer olmasi aklimi basimdan aldi. Amerika hayranligim burda en ust seviyelere cikti:))) Oyle ki gosteri bitiminde yine feribotla geri donerken, golun ortasindaki tum isikli gorseller Amerikan bayragina donustugunde Ozgur "bak adamlar kendi showlarina gectiler" dediginde, yapacaklar tabii diyerek destekledim:))
Geceyi sehir merkezine gidip birseyler icerek bitiriyoruz. Bu arada Orlando sehir merkezinde gece hayatinin cok hareketli oldugunu da soylemeden gecmeyeyim. Detaylari yine izlenimler bolumunde aktaririm.





























Hiç yorum yok:
Yorum Gönder