Kahvaltidan sonra Hop on Hop off denilen otobuslerle minik bir sehir turu yapiyoruz. Fisherman's Wharf'a geldigimizde, gormek istedigimiz yerlerden biri oldugu icin burada iniyoruz. Fisherman's Wharf, (Balikci İskesi) Pier 39 isimli bir limana kurulmus turistik bir alan. Hediyelik esya magazalari, deniz urunu restoranlari, seker dukkanlari, spor magazalari, firin ve daha bir cok sey...
Ortakoy'e cok benzetiyorum.
Alcatraz Hapishanesi manzarasini (biz yakindan da gorecegiz) en iyi gorebileceginiz yer olan bu limanda, ayni zamanda Deniz Aslanlari'nin yasadigi bir alan da var.
Dukkanlara girip cikarak, deniz aslanlarini izleyerek epey bi vakit geciriyoruz.
Deniz Aslanlari, surekli oyun halindeler, birbirleriei saldirip, denize atma yarisindalar:)) Ne yazik ki, bu sevimli, koca yaratiklari cok kotu koktuklari ve cok bagirdiklari icin uzun sure izleyebilmek pek mumkun degil.
İyice acikinca ismini cok duydugumuz, foursquare yourumlarindan da iyi oldugunu teyid ettigimiz Bubba Gump'a gidiyoruz. Bu kalabalikta yer bulmak ne mumkun 35-40 dakika sonraya ismimizi yaziyorlar. Biraz daha dolanip sure dolunca tekrar gidiyoruz. Bi yere yetisme derdinin olmamasi o kadar guzel ki, tahammul sinirin da fena halde artiyor:))
Mekan epey guzel ve deniz manzarali. Forrest Gump filmi konsept alinarak dekore edilmis. Duvarlarda, filmdeki sozlerden alintilar var.
Shrimp Kokteyl (Ozgur hepsini ben sadece Hindistan Cevizlisi ve Cajun Shrimp'i seviyorum.
Geldigimizden beri ilk defa deniz mahsulu yiyebiliyoruz ve epey iyi geliyor. Deniz mahsulune bu kadar uzak kalacagimiz hic aklimiza gelmezdi:))
Bu arada Bubba Gump'la ilgili ilginc bir sey daha aktarayim. Masandaki tabelayi "Run Forrest Run" yaptiginda hic bir garson masana yaklasmiyor.
Yorumlarda yazildigi gibi gercekten cok iyi bir mekan cikiyor. Ustelik pahali bir yer de degil. Ve de benim gibi ariza birinin bile yiyebilecegi cok fazla cesidin olmasi cok guzel.
Bu kucuk alanda takilmak artik sikinti veriyor ve iskeleden ayrilip, kendimizi yine sokaklara atiyoruz. En cok yururken sehri daha iyi gorebilecegimizi dusundugumuz ve de yururken eglenecek cok malzeme buldugumuz icin arac kullanmayi pek tercih etmiyoruz. (Aslinda metro ve otubuste de renkli tipler gorme ihtimali var) Sokaklarda kikir kikir gulerek, ilgimizi ceken dukkanlara girip cikarak, fotograf cekerek cok egleniyoruz. San Francisco'da yokuslardan dolayi epey zorlanacagiz hatta New York'un dumduz sokaklarini yad edecegiz. Yurume performansimizin dusecegini dusunuyorum:))
Aslinda amacsiz dolasiyoruz. Ama haritada yerimize bakip, gorulmesi gereken bi yere yakin oldugumuzu ogrenirsek, hoop rotayi o yone ceviriyoruz. Lombart Street'e de bu sekilde geldik. Yokus asagi arabalarin indigi ciceklerle suslu bir alan. Epey turistik bi yer, fotograf cekmeye calisan ciddi bir kalabalik vardi. Cektigim fotograflar, gunesin terste kalmasi nedeniyle pek iyi cikmadi ama sokak gercekten cok sirin gorunuyor. Hani, internette paylasilan ilginc ve guzel yer fotolari vardir ya, tam onlar gibi.
Sehrin en yukarilarindayiz, bu kez tirmanma yok. Asagi dogru kendimizi birakiyoruz ve yol bizi Chinatown'a getiriyor.
Soylendigine gore Amerika'daki en buyuk China Town burasiymis. New York'takinden buyuk olduguna biz sahidiz:))
New York'tayken, Soho, Little İtaly, Nolita derken China Town'a vardigimizda pilimiz bitmisti. Sadece meshur dondurmasindan yiyip geri cikmistik. Burada ise daha cok vakit gecirebilecek enerjimiz var diye, neredeyse her yerini dolastik. Restoranlar haric tum dukkanlara girip ciktik. Cok enteresan seyler gorduk. Cok guzel vakit gecirdik. Hatta ivir zivir, islevsel bi kac sey bile satin aldik.
Sis goruntusunu oldum olasi sevmisimdir, hatta bi keresinde bogaz koprusunden gecerken denk geldigim sis goruntusunu hala unutamiyorum. O kadar guzeldi ki... Araba kullanirken fotografini bile cekmeyi basarmistim (siz denemeyin)
İstanbul'un her daim tartisilmaz guzelligi...
Bak iste yaa, guya Amerika seyahati blogu. Araya reklam gibi oldu:))
Konumuza donersek, yol bizi Union Square'e kadar getiriyor. Saat de epey gecmis, acikmisiz da. Union Square'de, yine minik bir arastirma sonucunda Daily Grill adinda bir mekana giriyoruz. Yemekleri pek sevmesek de, ortami guzel oldugu icin cok kotu diyemecegim bu mekanda, gunu bitiriyoruz.



















Yahu ne diyim ki ben bittim bittim dirildim...Bir insan bu kadar mı teferruatlı bu kadar mı güzel ve de özel anlatır.Çok görmek gitmek istediğim yerler buraları bakalım kısmet olucakmı?Malum ekonomi vizeydi o.bu.şu derken birde 2 fıstık mı fıstık kızlarım bir türlü işin içinden çıkamıyorum.ama bu dünyadan göçmeden önce görücem yahuu diye söz veriyorum amaaaa:((( bakalıım olsun varsın olsun sizin anlattıklarınızda yetti gibi diyesim geliyor amaaaa tıcıık gitmemiz lazım
YanıtlaSil