19 Ağustos 2013 Pazartesi

Miami'de 1. gun 17/08/2013

Orlando'dan 22:00 civarinda ayrilip Miami'ye gitmek uzere parali yola giriyoruz. Yollar cok genis ve rahat. Yanimizdan hic kotu araba gecmiyor. Hep super luks arabalar bizi gecip duruyor. Biz kurallara uyuyoruz ve hiz sinirini asmiyoruz.
 Yemek ve benzin icin mola vermek uzere, onceden tabelasini gordugumuz dinlenme alanina girmeye karar veriyoruz. Tabelasini takip edince sola yol veriyor. Otobanda soldan cikis yapmak mi? Ne oluyo ya diye bir an panikliyoruz. Gercekten soldan giderek dinlenme tesisine ulasabiliyorsun. Herseyiyle bizdekilerin aynisi bir dinlenme tesisi. İcinde market, restoranlar ve benzin istasyonu var. Tek farki her iki yolun tam ortasinda olmasi. Donus yolundakiler de bizim gibi soldan cikarak girebiliyorlar. Benzinimizi kendimiz doldurup, sandevic ve icecekleri alip yola devam ediyoruz. En soldan yola tekrar baglanmak da hic zor olmuyor. 
Tatli tatli sohbet ederek, radyo dinleyerek 3,5 saat yol yapiyoruz ve Miami'ye geliyoruz. Ha unutmadan parali yol icin $15 oduyoruz. Burda devlet vatandasa hic acimiyormus yauww diyerek buna da guluyoruz. 
Hotel Mimo'yu navigasyonla kolayca buluyoruz. Bekledigimizden guzel cikiyor. ustelik otoparki var. www.hotelmimo.com Check in sirasinda Suudi Arabistanli bir gencle tanisip sohbet ediyoruz. Melbourne'de Teknoloji universitesinde ogrenciymis. Bize Miami ile ilgili gorulmesi gereken yerleri soyluyor. Key West'i saymayinca, peki Key West nasil diye soruyorum.Cok guzel ama buraya gidis donus 7-8 saat surer diyince yikiliyorum. Hayret bu mesafeyi nasil arastirmadim diye kendime kiziyorum. Neden yikildigimi soyliyim; Key West, benim tatil rotasina Miami'yi eklemek istememin baslica sebebi. Ozgur durumu biliyor ama o kadar yol yapmayi da anlamsiz buldugunu belli ediyor. Birsey yapmam lazim. Haritayi acip bakiyorum. Key West'i gorme sebebim ona dogru giden yolu gormek aslinda. O yol Key Largo'dan basliyor gorunuyor. Haritayi ve bahsettigim yolu asagiya ekleyeyim de beni daha iyi anlayin.
Bu yoldaki ilk destinasyon Key Largo

İste bu da gormek istedigim yol.  Boyle bi yolda araba kullanmak istiyorum.

Haritada yolun Key Largo'dan basladigini teyid edince Miami - Key Largo arasindaki mesafeyi yine telefonun haritasindan 1 saat 45 dk mesafede oldugunu ogreniyorum. Ne yapip edip en azindan buraya gitmeye Ozgur'u ikna ediyorum. Cunku sadece yolu gorsem de mutlu olucam. Zaten adayi degil yolu merak ediyorum. 

Cok yorgun oldugumuz icin baska hic bir plana girmeden odaya gidip uyuyoruz. 



Sabah 09:00 civarinda uyaniyoruz. Checkout, kahvalti, benzin islerini tamamlayip 11:00'de yola cikiyoruz. Sehir disina ciktigimizda da hiz siniri 45 mil ve 55 milin (72,4 km ile 88,5 km) ustunde olmadigi icin Ozgur'e bayginlik geliyor. Hemen Florida Keys gorsellerini acip Ozgur'u tekrar motive ediyorum:)) 
Arabanin ustunu acinca da daha bir hevesli kullaniyor.



Key Largo'ya geliyoruz, halen istedigimiz yol yok, Islamorada'ya ( Ben de cok guldum ama islamiyetle hic ilgisi yok tabi. Island Morada'nin kisaltmasi ve Aylamorada diye okunuyor) geliyoruz yok. En son Marathon'a varmak uzereyken tam istedigim manzarayi goruyorum. İste bunlarda benim cektigim fotograflar. Uydudan cekilmis gibi gorunmesini beklemeyin lutfen.



Marathon'a kadar gidiyoruz ve donuste de arabayi ben kullaniyorum. 


Hayalimi gerceklestirmemi sagladigi icin canim kocama buradan cok cok tesekkur ediyorum. 

Yol boyunca cok guzel manzaralar goruyoruz. Marmaris'teki Kiz Kumu gibi suyun ortasina kadar yurunebilen bi yer gorunce inip yakindan bakiyoruz.



Gidis donus oyalanma vs derken toplam 7 saat yol yapiyoruz. Donus yolunda kocam bi guzel uyuyor. Miami'ye girerken onu uyandiriyorum. Once yolumuzun uzerindeki Coconut Grove'a ugruyoruz. Plajlar, marina, oteller, parklardan ibaret guzel bir mevkii. Miami Beach bolgesindeki South West'te denize girmek istedigimiz icin burada fazla oyalanmayip South West'e devam ediyoruz. Arabayi park etmemiz zaman alinca denizde az vakit gecirecegimiz icin stresleniyoruz. Bi sekilde onu da cozup plaja gidiyoruz.



Fotograflarda mutlu gorunmeme bakmayin, o benim genel halim:)) Deniz delisi birisi olarak tam bir hayal kirikligi yasiyorum. Sicak, dalgali ve pis. Bi tek kumlar guzel. Kocam sasirmadigini, denizin bekledigi gibi ciktigini ve okyanus bu ne beklenir yorumunu yapiyor. Okyanus, bu kadar kotu cikinca Key West'e gidip gunu orada gecirmekle cok dogru birsey yaptigimiza karar veriyoruz. En azindan Key Largo ve Islamorada gibi kucuk sirin kasabalari gormus olduk. Bosuna dert etmisiz:)) 
Bir sure, kumlarda elele yuruyoruz, sonra da, daha fazla acikmadan giyinip yemek yemek uzere plajdan ayriliyoruz. 
Dusu plajda aliyoruz. Giyinme isini de arabada yapiyoruz. O kadar ilginc ve anlatmak istemeyecegim bir sahneye tanik olduk ki, o goruntuyle karsilastirinca ulu orta giyinsek absurd olmazdi:))) 
Saclar kisa olunca bir tek makyaja zaman ayiriyorsun. O da pek uzun surmuyor. Tatilde kisa sac sahane oldu:)
Ne yiyecegimize karar vermemiz de vakit aliyor. Ocean Drive denilen plaj sonrasi herkesin takildigi bir caddedeyiz. sira sira barlar ve restoranlar var. Ve ben tum restoranlarin koktugunu dusunuyorum. Kullandiklari yagdan midir bilinmez, hepsinde standart bir koku var.
Acliktan ve de denizin kotu cikmasindan dolayi biraz huysuzum da. O sirada yazmis olsaydim blogu Miami'den nefret ediyorum derdim. 
Risk almayip Bellini isimli bir İtalyan restoranina gidiyoruz. Koku yok, cok hos dekore edilmis cici bi yer. www.bellini.com Siparislerimiz de iyi cikinca yavas yavas keyiflenmeye basliyorum. 



Yan masalarda cok hos kokteyler de gorunce iceceklerimizi de burda icmeye karar veriyoruz. Nihayet Amerika'da Cosmopolitan icmeyi akil ediyorum, Ozgur'de Mojito tercih ediyor.




Ozgur'un mojitosunu da birlikte bitirince iyice guzellesiyorum. Simdi nereye gidiyoruz? Bi insan bu kadar hizli mod degistirir mi? Kocam bu yeni moddan son derece mutlu tabii:))

Muziklerini ve atmosferini begendigimiz bi yere daliyoruz ve eglenmeye burada devam ediyoruz. Yasasin hep bildigim sarkilaaar.




DJ aralarda "Welcome to Miami" diye bagiriyor. Sarki aralarinda da, eller havaya yerlerde de bu cumleyi hep duyariz. Ama bu kez cumlenin dogru yerde kullaniliyor olmasi, gercek olmasi cok hosuma gidiyor. Dansederken birayla devam ediyoruz. Bi yandan dansediyorum bi yandan da Pitbull'un duet yapmadigi kimse kaldi mi acaba? diye sacma sapan seyler dusunuyorum :)) 
Duft Punk, Get Lucky calsa keske... ama calmiyor:(( Oysa radyolarda defalarca denk gelmistim. 

Sonra ordan da cikip baska bir mekana geciyoruz. Bu kez baska bi kafa:))  Her yerde gordugumuz icine bira sisesi devrilmis ickiden istiyoruz. Adinin Bulldog oldugunu ogrendigimiz bu ickinin cilek, mango ve hindistan cevizli secenekleri arasindan Mangoyu tercih ediyoruz.

En basta bayagi iciyorum. İctikce tekila tadini ayirt edip devam etmiyorum. Bu tattan nefret etme hikayemi bilen bilir:)) 
O kocaman seyi bitirmemizin imkani yok. Zaten bu kadari bile basimi donduruyor. Sonra kalkip sahile gidiyoruz. San Francisco icin geri sayimdayiz..

Miami'deki ilk ve son gecemizi sabah 04:00 gibi noktaliyoruz. Once kiralik arabayi teslim ediyoruz. Sonra da alana gidiyoruz. Sehir gece cok guzel gorunuyor. Ama asla bi Bodrum olamaz..

1 yorum:

  1. BU YAZININ SONUNDA varmak istediginiz fikri vermissiniz. Evet asla bir bodrum degil, cunku burasi SADECE bir sayfiye kenti degil. Burasi amerikanin ikinci buyuk ekonomi kenti. Ve OLUMLU YADA OLUMSUZ Bodrumla da kiyaslanamaz.

    YanıtlaSil